1 / 2 Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 sonuç bulundu. Gösterilen sonuçlar: 1 - 10 arası
  1. #1
    Üye
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    26

    Can Yücel'in Mal Beyanı

    İşte Can Baba’nın mal beyanından önemli kalemler:

    BİR: Avşa Adası'nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen.

    İKİ: Gökyüzünde bi bulut.

    ÜÇ: Bitlis’te beş minare.

    DÖRT: Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili.

    BEŞ: Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı.

    ALTI: Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü.

    YEDİ: Palandöken’de bir palan, iki döken.

    SEKİZ: Kastamonu’da üç kasto.

    DOKUZ: Biri İngilizce 6 adet küfür.

    ON: Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht.

    ON BİR: Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.

    Şiiri okuduğum yerde birde yorum vardı.Çok çarpıcı geldi.Onuda eklemeden geçemeyeceğim...

    "İnsanın mal varlığı mı olur?
    İnsanın varlığı...mal olur yoksa,dikkat"

  2. #2
    Editör
    Üyelik Tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.835
    Can Yücel'in yüreğine ve kalemine sağlık.
    Ne de güzel güzel yazmış Can Baba.

    Sizin de emeğinize sağlık @Desibel35, buraya taşıdınız da, biz de bir soluklandık sayenizde.

  3. #3
    Üye
    Üyelik Tarihi
    Dec 2005
    Bulunduğu Yer
    Manisa
    Mesajlar
    3.088
    Guzelmis hakikaten. Tesekkurler.

  4. #4
    Üye
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    26
    Ben teşekkür ederim.Bu saatlerde ruhun pasını almak iyi geliyor.Aslında bu beyan için çok farklı yorumlar var.İzninizle onlarıda paylaşmak istiyorum...Beyanın önemli kalemleri olarak alınanlardı...oysa tam olarak...

    1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
    2-Gökyüzünde bi bulut
    3-Bitlis'te beş minare
    4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
    5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
    6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
    7-Palandökende bir palan, iki döken
    8-Kastamonu'da üç kasto
    9-Üç fay hattı
    10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
    11-Dünyada mekan
    12-Ahirette iman
    13-Denizde kum
    14-Uzayda yerçekimsizlik
    15-Bi çuval gazoz kapaği
    16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
    17-On sekiz saç biti
    18-Biri ingilizce 6 adet küfür
    19-Yirmi tane boş naylon poşet
    20-Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
    21-Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
    22-Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
    23-Bi ayakkabı çekeceği
    24-İki büyük taş kütlesi
    25-Bir adet ağaç gölgesi
    26-Üç kuş kanadı sesi
    27-Bi sürü kedi köpek
    28-Bi marmara denizi
    29-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
    30-Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
    31-Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
    32-Nakit 15 kuruş
    33-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür

    Her ne kadar MetÜst mü Can YÜCEL'inmi tartışması yapılsada...Can ustaya çok yakıştırıyorum bu beyanı...Onun duru tavrı ve yaşam şekliyle çok benzeş...Diyelim ki MetÜst,Can ustadan esinlenerek yazmış..Buda farklı bir bakış açısı olsun...

    Bir tanede kesinlikle Can YÜCEL kaleminden...Bu mal beyanı yazısını ona yakıştırmakta haksızmıyım?

    ARKAMDAN KONUŞMASINLAR DİYE
    Her Donkişotun bir yeldeğirmeni vardır
    Benim ki Heybeli’de
    Yarı yarıya yıkık
    Üstünde
    Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
    Kocaman
    TÜRKİYE HALK BANKASI
    Yazılı
    Vallahi billahi de
    Beş kuruş almadım o reklam için
    Can YÜCEL

  5. #5
    Yasaklanmıştır
    Üyelik Tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu Yer
    İzmir
    Mesajlar
    5.849

    Can Babadan Bu Beklenirdi Ancak

    DesibeL35,
    Bu güzel mal beyanını paylaştığınız için sağolun.Can babayı da saygıyla anıyorum.Kendisinin aynı zamanda çok güzel şiir çevirileri vardır.Bunlardan birini sizlerle paylaşmak istedim.


    66. Sone

    Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
    Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
    Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

    Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

    Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

    O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

    Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,

    Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

    Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

    Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

    Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

    Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e

    Vazgeçtim bu dünyadan,dünyamdan geçtim ama,
    Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
    William Shakespeare
    Konu Simislov tarafından (29-03-2008 Saat 02:07 ) de değiştirilmiştir.

  6. #6
    Üye
    Üyelik Tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    74
    Yaşlandık ve kirlendi dünya ...

    Mal beyanını okurken genç yıllarımı getirdi Can Baba gözümün önüne. Tek derdimizin insan sevmek olduğu temiz hayallere
    Şimdi çocuğumu büyütmek uğruna kalleş düzene uyup, şerefsiz üç kuruşun onbeş taklasını atıyorum
    Yüreğine sağlık Can Baba...

  7. #7
    Üye
    Üyelik Tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    1.323
    cidden güzelmiş teşekkürler.

  8. #8
    Emektar Editör
    Üyelik Tarihi
    Jan 2006
    Mesajlar
    2.690
    Güzel yazmış gerçekten.

  9. #9
    Müdavim
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu Yer
    Arch Linux
    Mesajlar
    1.007
    Can Baba demisken ben de bir siirini paylasmak istiyorum.. Mekanin Datça, suyun şarap olsun Baba!

    Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
    bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir,
    büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
    belki de,
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
    sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
    yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
    ayrılık gizlendiğine
    belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
    dereceden failidir"
    denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
    tutmak isterse...


    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
    uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
    etmiş olmasalardı eğer!!
    CAN YÜCEL

  10. #10
    Emektar Editör
    Üyelik Tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    11.285
    İşte ben de bunu seviyorum, :
    Bir eğer kelimesini nakış gibi işlemek öyle kolay bir şey değil..
    Sanatkâr olmak lazım..
    Kelime sanatkârı...:

    Yazana,yayınlayana,okuyana,haber verene teşekkürler.
    Korsan GNU/Linux kullanacağıma PC-BSD kullanırım.

1 / 2 Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  
Single Sign On provided by vBSSO