Kaliforniya eyaletinin Los Angeles adındaki büyülü şehrinde geçiyor bu filmin hikayeleri. Bu şehir büyülü, çünkü 'hayal fabrikası' Hollywood burada. Zengininden yoksuluna kadar, Latin kökenli göçmenler, genelde Los Angeles ve Kaliforniya'ya yerleşiyorlar... Amerikan bağımsız sinemasından gelen 2005 yapımı 'Quinceaneraa-Bakire ve Hamile' filmi, Los Angeles'in Meksikalı göçmenlerini anlatıyor. Hem de tüm dinsel ve kültürel gelenekleriyle. Katolik olan Meksikalıların, asırlardır süren ve bizlere uzak bir ritüelini öne alan film, Meksikalı toplumu önyargısız bakışla yansıtıyor. 'Quinceanera' denilen gelenek, bizleri boşverin, Amerikalılara da yabancı. Belki Avrupalı Katoliklere de yabancıdır. 'Quinceanera' (Kuinseanyera okunuyor), on beş yaşgünü anlamına geliyor. Yani, on beş yaşına gelen bakire kızlar, bir oğlanı seçiyor ve onunla resmi olmayan nikahla evleniyorlar. Böylece genç kızlar bakirelikten kadınlığa adım atıyorlar. Öyle ki, bu çok özel ve önemli ritüel, sadece Meksikalı Katolikler için. Daha da ileri bir gurur kaynağı.

Bir azize mi?

Eileen'in 'Quinceanera'sıyla açılıyor film. 'Quinceanera'sı yaklaşan Magdelena da Eileen'inkine benzer bir tören istiyor. Babası güvenlik görevlisi ve bir de kilisesi olan Magdelena (Emily Rios), asla düşünemeyeceği bir şeyle karşılaşıyor. Çünkü o bir hamile. Hem de bir erkekle beraber olmadan. Ama, bir sevgilisi var. Annesinin tüm umutlarını bağladığı genç Herman (J.R. Cruz)... Magdelena'nın tutucu bir Katolik olan babası Ernesto (Jesus Castanos), elbette bu beklenmedik hamileliğe epey kızıyor. Magdelena da, kuzeni Carlos'la kalan büyük amcası Tomas'ın evine taşınıyor. Tomas (Chalo Gonzales), 84 yaşında ve otuz yıla yakın bu evde yaşıyor. Hiç evlenmemiş. Ama aşık olmuş. Latinlerin oturduğu bu mahallede bardak bardak sıcak çikolata satarak geçinip gidiyor Tomas Amca. Serseri kuzen Carlos (Jesse Garcia), araba yıkama işine takılıyor. Uyuşturucu kullanan Carlos, büyük amcasının evini de satın alan iki erkek beyaz komşularıyla ahbap oluyor ve kendindeki eşcinselliği keşfediyor. Kız kardeşi Eileen'in 'Quinceanera'sında, babası onu aileye yakıştıramadığı için törenden kovuyor. Ama bu dünyadaki iyilikleri kendinde toplamış bir aziz olan Tomas ona da, Magdelena'ya da evinin sıcaklığını açıyor. Eşcinsel beyazlar, Meksikalıların oturduğu bu mahalleye gitgide yerleşiyor ve marjinal hayatlarını rahatça sürdürmeye başlıyor, evlerinde eşcinsel partiler veriyorlar. Carlos da, bu iki eşcinselle ilişkiye giriyor ama sonu iyi bitmiyor. Bu arada Magdelena'nın karnı da iyice şişiyor. Final bölümünde, Tomas Amca öldükten sonra Carlos'un cenazede yaptığı konuşma, insanı gerçekten etkiliyor. Konuşma sürerken, Tomas'ın göründüğü sahneleri düşünüyorsunuz ve içinizde bir huzur oluşuyor. Sonunda baba Ernesto, kızının Hz. Meryem gibi hamile kaldığına inanıyor ve Magdelena'yı bir azize gibi sarıyor. Elbette her şeyin bir bilimsel açıklaması var.

İki yönetmenli

Senaryoyu da yazan Richard Glatzer ve Wash Westmoreland'ın ikinci ortaklıkları bu film. İkili 2001'de 'The Fluffer' filmini de ortak yönettiler. Yine, Clint Eastwood'un 'Flags of Our Fathers-Atalarımızın Bayrakları' adlı savaş filminde oynadılar. Yönetmenler, gözlemci kameralarıyla, dünyadaki çoğu topluma yabancı gelebilecek bir kültürü yansıtabiliyorlar. Bunun yanında, Amerikan toplumu da alttan alta hissettiriliyor. Ama, filmin büyük bölümünde Amerikalılar görünmüyor. Yine kadınlara yönelik cinsiyetçilikle alttan alta hissedilen ırkçılık da eleştiriliyor. Amerika'da ırkçılığın hiçbir zaman yok olamayacağına inanıyor insan.. Los Angeles'ın bu mahallesinde yaşayan Meksikalıların sosyoekonomik durumu da o kadar kötü değil. Ama, bir şeyler hafifçe kıpırdadı mı, 'onlar' ve 'ötekiler' olunuveriliyor. Evet, bu filmde sert olmasa da eleştiriler var.

Alıntıdır